Gaziantep Üniversitesi (Gazü) ile Bulgaristan'ın Vasil Levski Ulusal Spor Akademisi Arasında İşbirliği Sözleşmesi İmzalandı.

 
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) ile Bulgaristan'ın Vasil Levski Ulusal Spor Akademisi arasında işbirliği sözleşmesi imzalandı.

2 üniversitedeki öğretim ve araştırma faaliyetlerinin geliştirilmesi, temasların yoğunlaştırılması sonucu doğan karşılıklı ilgi doğrultusunda imzalanan işbirliği sözleşmesini, GAZÜ'yü temsilen Rektör Prof. Dr. Yavuz Coşkun ile Sofya, Bulgaristan Vasil Levski Ulusal Spor Akademisi'ni temsilen Rektör Prof. Dr. Lachezar Dimitrov imzaladı.

Karşılıklı öğretim üyesi değişimi, ortak araştırma faaliyetleri, seminer ve akademik toplantılara katılım, kısa dönemli özel akademik programlar, profesyonel değişim programları ile somut ortak çıkarlar mevcudiyetinde diğer işbirliği alanlarını kapsayan işbirliği sözleşmesi, 5 yıllık bir süre için geçerli olacak. (CİHAN)

(Cihan Haber Ajansı) 26.02.2009

1

CEM MERT

1/3/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı



DÜŞEN THY UÇAĞINDA BULUNAN B.G. VATANDAŞININ ADI
CEM MERT

Türkiye Hollanda'dan gelen haberle sarsıldı. THY ait yolçu uçağı Amsterdam’a iniş sırasında yere çakıldı. İlk belirlemelere göre kazada 9 kişi hayatını kaybetti. Kazanın hemen ardından yapılan açıklamalarda ölen ya da yaralanan olmadığı açıklanırken Hollanda'dan gelen haber yürek dağladı. Şu ana kadar yapılan resmi açıklamalara göre kaza da 9 kişi öldü 6'sı ağır çok sayıda yaralı var.

Yolcular arasında bir de Bulgaristan vatandaşının bulunduğu açıklandı. İstanbul’dan Amsterdam’a uçan Bulgaristan vatandaşının adı Cem Mert olarak duyuruldu. Mert’in kazayı hafif yaralanmayla atlattığı bildirildi. Bulgaristan Havadis, 26022009

0

KOKA KOLA GERÇEĞİ

28/2/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

     
AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYARAK ŞİİRİ İNDİREBİLİRSİNİZ!

http://www.dosya.tc/OzanArif-Bulgarzulm_.mp3.html



Bulgaristan Başmüftülüğü, birkaç yıldan beri organize ettikleri İslami Eğitime Destek Haftasında toplanan yardım miktarının 100 783 leva olduğunu açıkladı.

Bu rakamın önceki yıl 40 000 leva olduğunu kaydeden basın bildirisi "Müslüman halkımızın İslami eğitime geçen yıla göre % 150 gibi bir artış göstererek yardım etmesi bizi onurlandırmıştır. Bu kampanyada görev alan Bölge müftülüklerine, Cemaat-i İslamiye encümenlerine ve yardımsever halkımıza çok teşekkür ediyoruz", denildi.

Kapmanya esnasında toplanan paraların harcanacağı yerler şunlar:
1-Yaz Kuran kursları, 2-Şumnu, Rusçuk ve Mestanlı'da bulunan İmam-hatip Liseleri, 3-Sofya'da bulunan Yüksek İslam Enstitüsü, 4-İlköğretim Devlet okullarında Seçmeli İslam Dini dersi için.

Bölge müftülüklerine göre toplanan yardım miktarları şöyle (leva olarak):
1-Aytos: 15647,95
2-Hacıoğlupazarcık: 4542,05
3-Gotse Delçev: 10623,00
4-Haskova: 4321,32
5-Kırcaali: 6590,65
6-Krumovgrad: 2298,75
7-Pazarcik: 4610,55
8-Plevne: 1320,00
9-Filibe: 3108,23
10-Razgrad: 5682,76
11-Rusçuk: 2026,87
12-Silistra: 4937,00
13-Paşmaklı: 17399,89
14-Sofya: 2829,60
15-Şumen: 8317,26
16-Eslicuma: 6528,00







www.evladifatihan.org




www.balmed.net



www.bereketyollarda.org



Kaynak:
http://anadoluhaber.blogcu.com/BALKANLAR/page2 

TUNCAY AKSOY
Balkanlarda Müslüman varlığını devam ettiren insanlara Osmanlıdan günümüze değin kullanılan bir kelime vardır.. Evlad_ı Fatihan....Yani bizden olan bizim olan Müslüman ve Türk kardeşlerimizin diyarı....Yani bizim için ayrı bir değeri ve önemi olan Balkanların batısından doğusuna kadar Müslümanlaşmış insanlarının bizim insanlarımız olduğununda adıdır Evlad-ı Fatihan.....


Ve o diyarlardan bir yer...Kosova...

Kosova'nın içinde bulunduğu bölge 1912'deki Balkan Savaşı'na kadar Osmanlı egemenliği altındaydı ve halkının çoğunluğu Müslümanlardan oluşuyordu. Osmanlı hakimiyetinin sona ermesinden sonra da bölge halkları bu mirası devam ettirmişlerdi
2 milyon nüfuslu Kosova, Sırbistan'ın yüzde 12'si büyüklüğünde. Yüzde 90'ı Müslüman Arnavutlardan oluşuyor. 1989 tarihinden itibaren Kosova'yı polis baskısı altında tutan ve Kosovalıların kendi dillerinde eğitim yapma haklarını kaldıran Sırplar, 28 Şubat 1998 tarihinden sonra etnik temizlik başlatarak Kosovada ki Müslüman ve Osmanlı İzlerini kaldırmak için çeşitli katliamlara girişti... Hatta O günlerde Sırplar Kosovalı Müslümanlara ait kültürel kimliği tamamen silebilmek için tapu ve evlilik kayıtlarını bile tahrip etmişlerdir...

KOSOVAYI HRİSTİYANLAŞTIRMA OPERASYONU..

Bütün bu gelişmelerden sonra bugün Sırpların tamamlayamadığını Birleşmiş Milletler ve Amerika tamamlamaya giriştiler...

Kosovanın Amerika önderliğinde kazandığı sözde bağımsızlık ama Amerika ve Batıya tam bağımlı özgürlük safsatasının orada yaşayan Müslümanlar için son dönemde apayrı bir özelliğinin daha ortaya çıkması "Yeni Haçlı Savaşlarının" boyutunu da gözler önüne serdi.......

Bugün Irak'ı ve Afganistan'ı da özgürleştirme bahanesi ile işgale girişen Hristiyan Batı ve kardeş medeniyeti Amerika, Kosova da da Misyonerleri vasıtası ile müslümanların dinlerini değiştirmeleri için çeşitli senaryoları uygulamaktadır .....Vatikanın,Sırpların ve Amerikanın eli ve gözü bugün aslı itibarı ile bizim olan o topraklardadır ve oranın Hristiyanlaştırılmasındadır...
Hristiyan ve Yahudiler ile dinlerarası diyalogculuk oyununu oynayan Ilımlı İslamı da bir meziyetmiş gibi içimize fitnevari oluşumlarla sokan güruh pek sevinçli olmalı bu gelinen sonuçtan ...Çünkü ellerinde Amerikan Bayraklı Özgürlük Kutlamaları yapan Kosovalıları Devlet olarak ilk tanıyanlar arasında bu turuncu balkabaklarıda vardı...Amerika verince özgürlüğü bizim Osmanlıyı kullanan ama yaptıkları her icraatle Osmanlıya düşman olan güruh Yine amerikancı bir tutumla bu Özgür Kosova'yı ! tanıdı....

Velhasıl dinlerarası diyalog kurdukları Hristiyanlar bugün Müslüman Türk'e emanet olan diyarlardaki kardeşlerimizi Hristiyanlaştırmakla meşguller...Yıllardır ellerinden alınan özgürlüklerinin yanında parasızlığa ve açlığa sevkedilen insanları Misyonerlerin kucağına atan içimizdeki İslam ve tarih düşmanlarıdır. Ayrıca bunlar topyekün emperyalist maşalardır........

Aslında, AMERİKA ve BATI nın Müslümanlar üzerinde oynadığı oyunlara örnek teşkil edecek bir davranışı ile karşı karşıyayız...Emperyalistler ellerinde incillerle geldikleri Topraklarda Müslüman Kosovalıları paraları ile satın alarak Hristiyanlaştırıyor ...Daha önce de misyonerlerin el attığı bir başka diyar olan "Bosna 'da ekmek arası incil" dağıtımı yapıldığının haberleride basında yer almıştı..Türkiyenin kuruluşundan beri Tarihi Değerleri reddederek meselelere uzak kalması Osmanlının Mirasını birkenara koyup Batının değerleri ile meselelere yaklaşması Kosova ve Tüm Balkanları Hristiyanların Kucağına atmıştır...Aynen Orta Asya ve Ortadoğu da ki gibi...
Bugün ,ABD ve AB’nin verdiği destek ile kurulan ve Kosova’da misyonerlik faliyetleri yapan kuruluşların sayısı ise 800′ü aştı. Misyonerler, çalışmalarında, “Yüzyıl sonra Kosova Hristiyan olacak” sloganının kullanıyorlar.
En son gelen haberlere göre Kosova’da başlatılan Hristiyanlaştırma operasyonunda, 32 kişi birden aynı anda din değiştirdi….
“Bağımsızlık ilanından bu yana Kosova’da başlatılan misyonerlik çalışmaları sonucu, yüzlerce kişi Hristiyanlığa geçti. Son olarak 1 Mayıs’ta Letnica köyünde, düzenlenen vaftiz töreni ile 32 kişi aynı anda din değiştirdi. Köyün Katolik Kilisesi’nde düzenlenen törende, Lepushnik ve Bresalaci Müslüman köylerinden 32 kişi, vaftiz edilerek, Hristiyanlığa geçti.”



BARAN DERGİSİ 71. SAYIDAN İKTİBASTIR..



BİR FİKRİN UYANIŞI

Osmanpazarı'nın (Omurtag) büyük bir gururu var: Meh­met Fikri. Yüz yıl önce doğmuş, yaklaşık yetmiş yıl önce hak­kın rahmetine kavuşmuş.

Bu kadarını söylemek dile kolay. Ama dur, okuyucu! Bir soralım, bir öğrenelim; kimdir, nedir bu gurur.

Fakir, ama terakkiperver bir ailede dünyaya gelmiş. Daha çocukken yaşıtlarını, talebeyken de hocalarını keskin zekâsıy­la, atılganlığıyla, dürüstlüğüyle, doğruluğuyla şaşırtmış, durmuş. Bir Allah vergisi midir, nedir, kademe kademe sı­nıf geçmek ona vız gelir. Hep alâcı, hep sınıfın birincisidir. Hattâ, iki sınıfı bir yılda yuvarlamak bile onun işi. Diyorlar ki, bazı hocalar, küçük Mehmet'in zekâsından ürktükleri için onun bulunduğu sınıfa girmekten kaçınıyorlarmış. Bu kadarı da olmaz ya demeyin! Oluyormuş işte!

Vah şu şeytanın kaldırımı,

Az daha kırıyordu baldırımı..."


Görmeseydim keşke kahpe dünyayı,

Ne olurdu ya Rab, âmâ olsaydım !...

Çekmektense bunca kahpe yarayı,

Ne olurdu, çiçekken solsaydım... "

Ama Mehmet Fikri, Türk gencine "korkma, yürü, ümidisin milletin... her maniyi yıkar, ezer himmetin..." demeyi de bilir eninde, sonunda.

Keskioğlu, "Mehmet Fikri'nin ölümü, fikrin ölümü" diye yazmıştır.

Bunu, geçenlerde, Omurtag'da yapılan bir anma töreninde çok iyi anlamış olduk.

Aşk olsun, Sofya Yüksek İslâm Enstitüsü'nün öncülüğüyle Omurtag belediye idaresi, Omurtag "Şafak" okuma evi yönetimi ve Tırgovişte Bölge Müftülüğü hep birlikte almış oldukları bir kararla, Omurtag belediyesi halkına çok muhteşem bir kutlama töreni yaşattılar. Mehmet Fikri'nin hayatı, gazeteci­liği, şairliği ve fikirleri hakkında söz alıp konuşan Başmüftü Yar­dımcısı Vedat S. Ahmed, Doç. Dr. İbrahim Yalımov, Dr. İsmail Cambaz, şair, gazeteci ve okutman İsmail Çavuşev, salonu dol­durmuş dinleyiciler tarafından ne kadar beğenildiler, sevildiler, bilemezsiniz! Kürsüde söz alıp heyecanlı konuşmalar yapan ve kendi şiirlerini okuyan şairlerimizden Ali Bayram, Mustafa Çete, Nurten Remzi, Fevzi Ömer ve başkaları da ona keza.

Velhasıl, Omurtag Omurtag olalı bir Türk büyüğü hakkında bu derecede düzenli bir organizasyon gerçekleştirmemiştir her halde. Bunun için başta Tırgovişte Bölge Müftüsü Hacı Enver Yahya olmakla Suat Mustafa ve Mustafa Raşit kardeşlerimize de tebrikler olsun diyoruz

100. Yıldönümünde Mehmet Fikri'nin Hayatı ve Eserleri Konferansı’nın teklifleri:


1. Mehmet Fikri'nin Omurtag'ta yaşadığı evin sokağına "Mehmet Fikri" adı verilsin.
2. Omurtag Belediyesi’ndeki bir okula Mehmet Fikri'nin adı verilsin.
3. Konferansta sunulan bildiriler Omurtag Belediyesi’nin desteğiyle kitap halinde basılsın.
4.
Omurtag'ta Mehmed Fikri adına "Fikir" adlı dergi yayınlansın.



Bulgaristan'da Jivkov yönetimi tarafından zorunlu göçe tabi tutulan 56 yaşındaki Şemsettin Kayaaltı, kartpostaldan görüp beğenerek geldiği Antalya'da kapıcılıkla başladığı çalışma hayatında bugün çiçek ihracatı kralı oldu.

Bulgaristan'ın Kırcaali bölgesinde yaşayan Şemsettin Kayaaltı, 1986 yılında Türklere baskı uygulanarak isimlerinin değiştirilmeye kalkışılması üzerine direniş gösterdi. Breznik kampında 2 yıl sürgün kalan, serbest kaldıktan sonra kasaplık yapmaya başlayan Kayaaltı, bir gün Bulgar yetkililer tarafından apartopar işinden alınarak otobüse bindirildi ve Türkiye'ye gönderilen ilk 90 kişiden biri olarak sınırdışı edildi.

Kapıkule Gümrük Kapısı'ndan girdikten sonra Bursa'daki kız kardeşinin yanına giden Kayaaltı, bir süt fabrikasında bulaşıkçı olarak çalışmaya başladı.
Kayaaltı, kartpostalda gördüğü Antalya'ya hayran kaldı ve hiç düşünmeden otobüse bindi. Şemsettin Kayaaltı, kendisinden sonra Türkiye'ye gönderilen karısı ve 2 küçük kızı ile birlikte Antalya Kız Meslek Lisesi'nde diğer göçmenler ile birlikte barınmaya başladı ve bir apartmanda kapıcı olarak iş buldu.

Bulgarca avantajı
Bir süre sonra aynı apartmanın yöneticisi aracılığıyla tohum fide ve çiçek ihracatı yapan bir firmada görev alan Kayaaltı, çalışkanlığıyla beğeni topladı ve kısa zamanda yöneticiliğe kadar yükseldi. Yaklaşık 5 yıl çalıştığı firmadan parasal anlaşmazlık nedeniyle ayrılan Kayaaltı, bir işletme kurarak çiçek malzemesi ve çivi satmaya başladı.

SSCB'nin de dağılmasıyla birlikte yöreden gelen talebi gören Kayaaltı, Rusçaya yakın olan Bulgarca bilme avantajını da kullanıp piyasada çiçek toplayarak Rusya'ya ihraç etti. Kısa bir zaman içinde Romanya, Bulgaristan ve Ukrayna'ya ciddi miktarda çiçek gönderen Şemsettin Kayaaltı, Antalya'nın en büyük çiçek ihracatçılarından bile daha hacimli iş yapmaya başladı.

Kemerağzı bölgesinde aldığı 11 dönüm arazi üzerinde sera kurarak üretime de başlayan Kayaaltı'na ait Aspendos Çiçekçilik, bugün 40 dönüm kapalı alan üzerinde ürettiği ve piyasadan topladıklarıyla birlikte yılda ortalama 4 milyon dal çiçek ihraç ediyor. Kapıcılık yaptığı dönemlerde markette gördüklerini isteyen çocuklarının istediği ürünleri alamadığı günleri hiç unutmadığını kaydeden Kayaaltı, "Gerçekten çok zor günlerdi" diyor.

Okutmak için büyük mücadeleler verdiği kızlarından Semra Kayaaltı Özarslan'ın diş hekimi olduğunu söyleyen Şemsettin Kayaaltı, Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu küçük kızı Ayşe Kayaltı ile birlikte çalışıyor.